
Cep telefonları bildiğiniz gibi hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Artık birçok işlemleri birarada yapabilen cepler imal edildiğinden beri, bizler cep telefonlarından ayrılamaz olduk. Multi medya özellikleri geliştkçe bu aletleri hiç durmadan her gün her saat kullanıyor olduk. Eğer bilmiyorsanız söyleyim, cep telefonları mikro dalga frekansları üzerinden çalışıyor. Bu frekanslar ceplerimize mobil şebekeler yani telekom kuleleri tarafından ulaştırılıyor. Belki görmüşsünüzdür. Hemen hemen her tarafta bugün bir kule yada mobil şebeke var. Bu şebekeler mikro dalga frekans yayıcı çanaklarla sağlanmaktadır. Yanlız bu teknoloji nerden geldi hiç düşündünüzmü? Bu teknoloji üzerinde 1940larda bir takım çalışmalar yapılıyordu. Fakat bu buluşun arkasında aslında beyin kontrol, insan biyo kompütüründe karışıklık yaratacak frekans oluşturma ve yönlendirme gibi sebepler yatıyordu. Düşma askerlerine karşı psiko-savaş. nitekim 1940'ların sonunda Wılhelm Reıch bu buluşu gerçekleştirdi. Fakat ne amaçla ne çapta kullanıldığı şimdiye kadar meçhul tabi. Bilinen şu ki, bu teknoloji günümüze kadar ulaştı ve hayatımızın bir parçası haline getirildi. Bugün bu teknolojiyi mobil şebekelerde kullanıyorlar. Fakat burda yine unuttuğumuz birşey var. Bu şebekelerin yayınladığı frekanslar aynı zamanda düşünce sinyallerinide birlikte yayınlayabiliyor. Böylelikle dünya çapında, topluluklara istedikleri şekilde düşünce sinyalleri yollayabiliyorlar. Bu sayede düşüncelerinizin ve davranışlarınızın çoğu neredeyse bu sinyaller ve frekanslarla büyük ölçüde manuple edilmeye maruz kalmıştır. Günümüzde anlaşılamayan bazı intiharlar, sapkınlıklar, vahşetler ve cinnetler bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Çünkü negatif güçler bir kaos istemektedir. Kaos ve korku onları beslemektedir. Ne kadar stres, depresyon, kriz ve kaos halinde bulunursanız , gerçekleri göremeyecek ve hep uykuda , illuzyonda kalacaksınız. Böylelikle Lusiferyan güçlerin istediği gibi modern köle olarak yaşamınızı sürdürecek, rahmandan uzak şeytana baş kaldırmayacaksınız. İnsanın beyni bir nevi antendir. Çocukluğumuzdan beri ne verildiyse onu aldık. Programlanmış öğretiler le büyüdük. Şartlandırıldık. Ve halen bu yayınlara açığız. Beynimiz bizim mobil şebekemiz neyi çekerse onu kayıt yapacak ve ona göre işlem verecektir. Lusiferyan güçlerin istediğide beynimizin negatif yayınları çekip negatif deneyimleri yaşamamız. Hiç kendinizi durup duruken stresli hissettinizmi? Bazen aklınızı durduramadığınız anlar ve olup olmadık saçma sapan düşünceler içinde bulduğunuz oldumu? Beyninizin ne derecede karışık ve karasız olduğu vakitler? Anlam veremediğiniz kızgınlık ve şiddet? Bu şebekeler gizli ya da açık dünyanın her yerinde 24 saat, 365 gün yayında. Bir yandan psikolojik yayın yaparken bir yandan da sağlığımızı tehdit eden alanlar oluşturuyor. Bu yüzden değilmidir kanser ve benzeri hastalıkların son zamanlarda astronomik bir sathaya ulaşması?



